19 Haziran 2015 Cuma

EV

Dışlanmışlığı kadar etkilendiği sadece bir şey vardı. O da, yağmurun en olmadık zaman dilimlerinde yağıyor olmasıydı. Ne zaman kendine bir ev yapmaya kalksa; kalktığı gibi, şimşekler ve gök gürültüleri eşliğinde yağabildiğince yağıyordu yağmur. Islanmak sorun değildi elbette ama az ötede yağsındı! Nedeni bilinmez, 'evim' dediğin yerin içinde bulunmak, insana garip bir şekilde huzur veriyordu. Sahi, bu nedendi? Belki de insanın en vahşi dürtüsüydü bir eve sahip olmak. Adeta bir parçanmış gibi onu koruyup kollamak, birlikte yaşamak. Fakat, Tanrı; O'nu belli ki evsizlikle sınıyordu. Tanrı neden O'nun da bir evi olsun istemiyordu ki! Yağmur yarın yağsa ne olurdu sanki? Yine de yağmur için şükür duası etmişti. Yağmur yavaşça azalırken, büyük bir yaprağın altına şinmiş, ağaçların arasından şelaleyi izliyordu. 'Ev' üzerine düşünmüştü yağmur boyunca. Aniden aklına bir soru takıldı. Ellerine baktı, ayaklarına. Acaba, insanın ilk evi, bedeni olabilir miydi? Kendisinden ziyade, kendi evine mi ev yapmaktı tüm çabası! Kafası karışmıştı.

Yücel GÖKÇEK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder