11 Temmuz 2013 Perşembe

DEVEKUŞU KAFASI

- evet. benimle konuşmak istiyordun. konuşalım.
- yani, aslında konuşacak pek bir şey yok!
- o halde neden konuşmak istedin?
- söylemek istediklerim iki cümleyi geçmez belki.
- iki cümlede söyle o halde. dinliyorum.
- pekala... ben artık seninle yapamıyorum. buraya kadarmış!
- demek benimle yapamıyorsun! neden peki?
- neden mi? sen farkında değil misin! yürümüyor işte. bunun sen de farkındasın. birbirimize oyun oynamamızın hiç bir faydası yok artık!
- ben öyle hissetmiyorum.
- demek öyle hissetmiyorsun! aramızdaki güven problemi senin ilgi alanına girmiyor mu yani?
- güven problemi mi? güven nedir bana açıklar mısın?
- ne demek güven nedir? güveni bilmeyecek kadar aptal olmadığını biliyorum. saçmalama lütfen!
- elbette biliyorum. sadece senden dinlemek istiyorum. madem güven problemi yaşıyoruz, öncelikle problemini yaşadığımız şeyin ikimiz açısından da ne anlama geldiğini bilmemiz gerekir.
- yani, güven işte. beni bir gün terk edip gidebileceğini düşünüyorum bazen. bazen de beni aldata bileceğini. hatta aldattığını bile!
- anladım! peki sana bir soru; her gün işe gidiyorsun değil mi?
- evet! ne alakası var?
- işe neyle gidiyorsun?
-otobüsle.. de ne alakası var.. yine saçmalamaya başladın!
- peki her Allah'ın günü bindiğin ve hiç tanımadığın otobüsün şoförüne, hayatına mal olabilecek bir kaza yapma ihtimali olmasına rağmen kayıtsız şartsız güveniyorsun da, iki sene beş aydır tanıdığın bana mı güvenmiyorsun! hepsini geçtim; insan yaşamadan nasıl bir sonuca ulaşa bilir! senin sarf ettiğin sebepler bir anlamda şuna çıkıyor; "ya ben günün birinde ölebilirim, bu yüzden şimdiden intihar etsem iyi olacak!". tamam. dilediğini yap. şimdi buradan kalk ve gönül rahatlığıyla hayatına devam et. emin ol ki senin hakkında -olumlu yada olumsuz- hiç bir düşünceye sahip olmayacağım! hayatına başka bir insan girebilir, onu sevebilir, güvene bilirsin. yalnızca şunu bilmelisin; insanlar, belki buna ben de dahilim, güven duygusunu sahiplenme duygusuyla karıştırıyorlar, bu yanılgıya düşme, hayatındaki herhangi biri, kendi hayatına, kendi isteklerine, daha doğrusu kendi doğrularına yönelik bazı kararlar alarak hayatlarını karakterlerini üstelik cümlelerini dahi değiştire bilir. bu seni sarsmasın. güven duygusu; hayatındaki yahut hayatının ucunda kıyısında var olan birinin, senin isteklerine, senin felsefene göre yaşaması değil, sana ve düşüncelerine açık olmasıdır. güven; karşındaki insanın yalanlarla, senin gerçekliğini çalmamasıdır. güven, bazen; sadece kayıtsız şartsız dinlemesidir karşındakinin seni, yargılamadan, sorgulamadan... bizler, güven duygusunu o kadar aşağıladık ki, kendimize üç oda bir salon dörtgen duvarlar örüp içine girdik ve hayatın tüm kötülüklerinden saklandığımızı korunduğumuzu düşündük. hayat öyle bir oyundur ki; senin koca dünyada yaşayacağın tüm kötülükleri, sana; üç oda bir salon dörtgen duvarlarla çevrili sığınağında yaşatır. tabi mutlulukları, sevinçleri de. bu yüzden, güven duygusunu bu kadar küçültüp, bu güzel duygunun arkasına saklanma, çünkü sen, saklanırken ne kadar sıkı kapatsan da gözlerini, dışarıdan görünüyorsun!
- bitti mi?
- evet.
- o halde ben gidiyorum. sana ve gerizekalı felsefik düşünce yapına mutluluklar!
- teşekkür ederim..

Patikli Süvari

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder