23 Haziran 2013 Pazar

Kırmızı Rugan Ayakkabılı Kız

bir varmış, bir yokmuş, insanların gözünde...günlerden, sakin bir pazar havasındaymış yeryüzü... gökyüzü; güneşin yüzünde tatlı tebessümler oluşturmaktaymış, ve şanslı olanlar; parçalı bulutlu duya biliyorlarmış meleklerin kendi aralarında, ismini dahi bilmedikleri kumral, pamuk tenli kız hakkında, kıkır kıkır yaptıkları fiskosu...

tahta kurularının krallığında, ahşap kokusunun hüküm sürdüğü ve kulak kesildiğinde, dünden kalma yağmurun ezgilerini nemli ahşap tavandan, kapıdan, merdivenden, panjurdan algılatabilecek kadar,geçmişine, düne sadık evinde; annesinin "kahvaltı hazır." cümlesi ile kucak açmış "pamuk kız" bugüne...

güneş, yüzüne vuran ışığı ile "Günaydın." demiş pamuk kıza... yatağının gözleri dolmuş, ağlamaklı, hüzün yüklü sessizliğiyle veda etmiş bir sonraki geceye dek, pamuk kıza...akrep ve yelkovan kadeh tokuşturu vermiş     O'nunla geçirecekleri yeni bir günün şerefine...
terlikleri, heyecanla koşa koşa gelirlerken tatlı telaşları ile birlikte, takılıp yalpalayınca biri, diğer eşi el atıp doğrultu vermiş eşini, küçük ayaklarını yüreklerine sığdırmışlar pamuk kızın...
ayaklanırken pamuk kız, kalbinin eşiğinde sızan yavru kedisini avuçlayıp kucaklamış...kokusu sarmış odayı, penceresinde yaşayan papatyalar ciğerlerine çekmişler müptelası oldukları kokuyu...keyiflenmiş rüzgar...sırtlandığı kokuyu içgüdüsel olarak algıladığı bir adrese ulaştırmak adına yolluğu ile birlikte, taa balkanlardan gelmesine rağmen, gelip geçici olmamak adına, yorgunluğuna karşın, mayhoşça düşmüş yollara...

tüm varlıkların eksik yanıymış pamuk kız...farkında olmadığı tek bir sorun varmış hayatında... kendi eksik yanı... teşhis konulmamış bir hastalık gibi, acıyan fakat henüz fark edilmemiş bir yara gibi hissediyormuş bunu...tamamladığı her varlık, pamuk kızın bu eksikliği karşısında çaresizliklerini zaman içinde gömmüşler papatyaların yaşadığı saksıyı anlamlı kılan toprağa...

sessiz sakin gibi geçen gece, aslen farklıymış diğerlerinden...bir rüya görmüş yavru kedi... bir yalnızlık görmüş... başka bir çaresizlik... sahipsizlik görmüş... eksiklik görmüş... uyanıp uykusundan bir kaç damla ağlayı vermiş fark ettirmeden pamuk kıza...

kahvaltısını bekledikten sonra, eteğinden birkaç parça çekiştirip kendisini takip etmesini söylemiş...anlam veremese de pamuk kız, yeni yeni alıştığı çayından son yudumunu alıp düşmüş yollara kesinin ardı sıra... tek kelime etmiyorlarmış...içten içe yoğun bir heyecan yaşıyor, kalp atışlarına hükmedemiyor, keskin bir mutluluk kokusu alıyormuş pamuk kız... yanıyormuş ciğerleri...

son köşeyi döndüklerinde, yaşam yokmuş artık... umutsuzluklar ülkesine adım atmışlar bir kere. fakat kayboldukları takdirde onları bulacak tek bir varlık dahi yokmuş... sade bir ses...bir ses hariç... ağlıyormuş biri... hıçkıra hıçkıra ağlıyormuş...
sese doğru gitmiş ayakları...terlikler, endişeli gözlerle etrafı kesiyormuş... yavru kedi, arada bir arkasını kontrol ediyor, pamuk kıza göz ucuyla bakıp tatlı bir tebessüm ediyormuş...

iyice yaklaşmışlar sese... bir mağazadan geliyormuş ses...kedi durmuş... terlikler daha fazla ilerleyemeyeceklerini, kalplerinin buna dayanamayacak kadar tükendiğini söylemişler... "Mağazaya ancak sen girebilirsin" demiş kedi... pamuk kız boğazında hissettiği kalbini yerine göndermek için sağlamca bir yutkunmuş... çıkarmış terliklerini... "korkma" demiş yavru kedi.. peki anlamında sallamış kafasını pamuk kız...içeriye bir adım atmış iki adım atmış... üçüncü adımında karanlığa gömüşmüş...birden kapanıvermiş tahta kapı...dışarıya sadece içeriden gelen sesler çıkabiliyorlarmış artık...

-ben; kuytu köşe, sahipsiz bir mağazanın,
ücra, paspal ve yaşlanmış tahta rafında,
senin dikkatini çekme çabası savaşında,
asırlardır, özlemle, gelmen heyecanında,
tahta kurularına karşı, göz yaşlarıyla direnen...
zamanın küf tutmuş tutarlılığına yenik,
hiç bir varlığın, cesaret edip dahi bakamadığı,
ve sadece senin üstüne hayaller kuran,
masalını ruhunun tamamladığı,
solmaktan, en sevdiğin renge dönüşmüş...
senin var olma umudunla yaşayan bir ölüydüm ben...
rüzgar kokunu getirmeden önce...

merhaba...aslen; bir çift kırmızı rugan ayakkabıyım ben...

-Merhaba...demiş pamuk kız...

kedi ve terlikler, büyük bir heyecan ve telaşla duydukları seslerin ardından ne olacağı bekleyişindeler iken... melodik bir gıcırtı ile açılan kapıdan önde umutsuzluklar ülkesinin yeni doğmuş umudunun ağlama sesi... arkasından hayatı boyunca kendini eksik hissetmesine neden olan duygudan arınmış olan, Pamuk kız çıkmış... ve tüm varlıkların hüznü yerini saf mutluluğa bırakmış... sonunda, sonsuza dek; kırmızı rugan ayakkabıları ve pamuk kız birbirlerini tamamlayan varoluşları ile yaşamışlar...

Patikli Süvari

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder