27 Kasım 2011 Pazar

Eşşek Kadar Olmuşsun, Çaresizliğim...

evet... yanlış anlamadınız... bizim; kaderin tüm kahpece  işkencelerine rağmen, yumruğumuzun tam içinde, avcumuzla içli dışlı olan, kalp hizamızdan ayırmadığımız ve biçare bir şekilde yaşama sebebimiz olgusuna büründürdüğümüz, namı, haddini aşmış, boyumuzdan büyük bir çaresizliğimiz var...
evet doğru, anlamadınız...tam anlamıyla hissedemediniz avcumuzun içinde  yanan ateşi... neden söndürmediğimiz hakkında yalan yanlış söylenceleri dudaklarınız arasından özgür bırakmadan edemediniz... belki bilebilirsiniz avucumuzun yandığını fakat üflemek,  hissetmeye yetmez... anlamadınız...
her yağışlı havada, gökyüzünün bizim çaresizliğimize döktüğü gözyaşlarından korudunuz kendinizi... biz çaresizliğimizle yaşlanırken yağmur taneleri altında... siz;  her daim, bizim gözümüzde genç kaldınız... kendinize göre acılarınız vardır elbette, yüreğiniz yanıyordur belki... belki yarın uyanmak istemiyorsunuzdur... belki sadece karanlıkta özgür hissetmeniz kendinizi, bundandır...acılarınızdan... kimse görmesin, göremesin, sizi güçlü zannetsin... insanlar bu zan ile sizi yüceltsin gözlerinde, gönüllerinde sizin için ayırdıkları kefe farklı olsun  istiyorsunuzdur... hakkınızdır...
fakat, sizin de bizim için hissettiğiniz gibi; aynı şekilde, sizin acılarınızdan da bizene...dinleriz, anlamaya çalışırız belki ama, hissedemeyiz ki sizin hissettiğiniz kadar... kendi acı çaresizlimiz var bizim... tüm benliğimizi, hissetme kapasitemizi ona adadığımız...
anlamaya çalışmayın, görmeye de... bakarsınız falan ama.. göremezsiniz isteseniz de... bulaştırmayın bizi kendi acılarınıza... fena halde acıtabilir durumdayız size özgü acılarınızı... yakabilir, hissedemediğiniz ateşimiz sizi... kendinizi ve sizi siz yapan acılarınızı, acı çaresizliğinizi, küçük görmenize sebep olabilir hallerdeyiz...  Bir müddet de olsa rahat bırakın bizi...

Patikli Süvari

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder