27 Kasım 2011 Pazar

BEKLEYİŞ...

Bütün bekleyişler sessizlik yüklüdür. Kasvetli bir sessizliğe kanat germiş, tüm gereksiz ve anlamını yitirmiş olan kelimelere karşı kalkanları ile savaşa hazırdır beleyiş halindekiler... Görünenin aksine, pek ağırdır, yüklendikleri sessizlikler... kimi zaman tir tir titrer, o koca sessizlikleri yanında cılız kalan bacakları...her halde cıkarmazlar seslerini, bekleyiş halindekiler...
bekleyiş... bekleyiş aslında bir duruş biçimi değildir... aslen, bir tür yalpalanış, yıpranış ve/veya hiçlik biçimidir...
sıranın sana gelmesini beklemek esnasında, aklından; sıradaki diğer insanların yahut insanın ne düşündüğünü değil, sıra sana geldiğinde bu değişime uydurmak zorunda olduğun, ayaklarını düşünürsün...
bekleyiş... bir nevi "insanlık hali" olmaktan nasibini alamayan kavramlardan biridir... tıpkı; toplum tarafından dışlanan bir fahişe gibidir bekleyiş... insanlar konuşur, söver, iç çekerler bazen, içgüdüsel olarak özenirler, çünkü; bekleyiş halindekiler, diğerlerinin de özünde bulunan ve zaman zaman bir uyuşturucu bağımlısı kadar tutkunu oldukları yalnızlığı, doyasıya yaşayanlardır... toprağın suya doyamadığı gibi doyumsuz bir şekilde susup yalnızlığı akıtırlar damarlarından...
bekleyiş.... yani bekleyiş; aslında bir tür yalnızlık biçimidir...

Patikli Süvari

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder